Gerekli Bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gerekli Bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Eylül 2007 Cumartesi

Kesin İthal Başvurularında İstenilen Belgeler Neler?

Mali mükellefiyetleri teminata bağlanmak suretiyle geçici olarak yurda giren mallardan (ATA Karnesi kapsamında gelenler dahil);Kesin ithalinin talep edildiği tarihte yeni ve kullanılmamış malların bedelleri ödenmek suretiyle kesin ithali (kısıtlayıcı hükümler saklı kalmak kaydıyla), gümrük idarelerince sonuçlandırılıyor.
Bunun dışındaki tüm kesin ithal başvuruları,
Biri asıl iki nüsha proforma fatura,(bedel transferi yapılacak ise)
Malların yurda giriş şeklini de belirtir ilgili Gümrük İdaresinden alınacak gümrük beyannamesi ve eki fatura fotokopileri.
Kiralama yoluyla geçici olarak ithal edilen mallara ilişkin başvurularda, kiralama sözleşmesi,
Kullanılmış mallara ait kesin ithal taleplerinde malların ekonomik ömrünü tevsik eden Ticaret ve Sanayi Odaları veya Yüksek Öğretim Kurumlarından alınacak ekspertiz raporu, ile birlikte Müsteşarlığa yapılıyor. Müsteşarlık uygun gördüğü başvuruları, ilgili kuruluşlara ve gümrük idaresine bildiriyor.NOT: Türk müteahhitlik firmalarının yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinde kullandığı makine ve teçhizatların kesin ithal talepleri, Müsteşarlık Anlaşmalar Genel Müdürlüğü'ne yapılıyor.Kiralama Yoluyla Yapılacak İthal Taleplerinde..Başvuru mercii: Gümrük Müsteşarlığı (Gümrükler Genel Müdürlüğü) Finansal kiralamaya ilişkin başvurular ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde Hazine Müsteşarlığı'na (Banka ve Kambiyo Genel Müdürlüğü) yapılır.

Nasıl İthalatçı Olunur ?

Vergi numarasına sahip, her gerçek kişi, tacir ve tüzel kişi ile, tüzel kişilik statüsüne sahip olmamakla birlikte yürürlükteki mevzuat hükümlerine istinaden hukuki tasarruf yapma yetkisi tanınan kişiler ve ortaklıkları ithalat işlemlerini yürütebilir. Tacir olmayan gerçek kişiler, özelliği ve niteliği itibariyle, özel, şahsi ve ailevi kullanıma mahsus olduğu anlaşılan veya hediye amaçlı olarak getirildiği açıkça belli olan maddeleri ithal edebilirler. Buna ilişkin usul ve esaslar Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığınca belirleniyor. Özel anlaşmalara dayanan ithalatta, kitap ve diğer yayınların ithalatında, ülkemizde açılan uluslararası fuar ve sergilerde, müsteşarlıkça perakende satışına izin verilen malların ithalatında, vergi numarasına sahip olma şartı aranmıyor. Kamu ahlakı, kamu düzeni veya kamu güvenliği; insan, hayvan ve bitki sağlığının korunması veya sınai ve ticari mülkiyetin korunması amaçlarıyla ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde alınan önlemlerin kapsamı dışındaki malların ithali serbest. İthalatı kanunlarla belirli kurum ve kuruluşlara bırakılmış maddelerin ithali ancak, bu kurum ve kuruluşlar tarafından yapılabiliyor. İthalat yapmak isteyen kişiler, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde almaları gereken belgelerle birlikte doğrudan gümrük idarelerine başvururlar (Kambiyo mevzuatı hükümleri saklı kalmak kaydıyla). Müsteşarlıkça aksine bir talimat verilmediği sürece, İthalat Tebliğleri hükümleri çerçevesinde yetkili kuruluşlardan alınan belgeler, ilgili kuruluşlarca belirlenen süreler içerisinde kullanılmaları kaydıyla, düzenlendiği takvim yılı içerisinde geçerlidir. İthal edilecek malların bedellerinin ödenmesine ilişkin olarak bankalarca veya özel finans kurumlarınca yapılacak işlemler kambiyo mevzuatı hükümlerine tabidir.

İhracat Bedellerinin Tahsili Nasıl Yapılır?

İhracatta yedi farklı ödeme yönteminden dilediğinizi uygulayabilirsiniz. Hedef pazardaki gelenekler, ülke politikası, alıcı ile satıcı arasındaki güven ve nakit ödeme gücüne göre hangi ödeme yönteminin seçileceğine kolayca karar verebilirsiniz. Şimdi bu ödeme yöntemlerini inceleyelim. 1. Peşin ödeme: İhraç edilen malların bedellerinin, malın teslim alınmasından önce ithalatçı tarafından bankaya, alıcıya veya vekiline peşin olarak ödenmesidir.2. Akreditif: Akreditif şartlı bir banka garantisidir. Uluslararası ticarette taraflar, birbirlerini çok iyi tanıyamadıkları ve farklı ülkelerde farklı kambiyo rejimleri uygulandığı için karşılıklı bir güvensizlik ve risk içindedirler. Satıcı, sattığı malın bedelini tahsil etmek, alıcı ise sözleşmede saptanan malları zamanında almak amacındadır. Satıcı akreditif şartlarına uygun hareket etmezse, banka hiç bir şekilde ödeme yapmaz. Dolayısıyla akreditif her iki tarafa da en yüksek düzeyde güvence sağlayan bir ödeme türü olma özelliğini taşımaktadır.3. Mal Mukabili Ödeme: Mal mukabili ödeme, ithalatçının satın aldığı malın bedelini, o malın satış sözleşmesinde gösterilen varış yerine gelmesi ve teslim alınmasından sonra ödemesidir. Bu ödeme şeklinde ihracatçı malları alıcı adına sevk ettikten sonra, malı temsil eden belgeleri ithalatçıya, ya doğrudan ya da bedelsiz teslim koşuluyla banka aracılığıyla gönderir. İthalatçı malları gümrükten çektikten sonra mal bedelini öder. 4. Vesaik Mukabili Ödeme: Bankanın, ihracatçı tarafından alıcıya gönderilen mal ile ilgili belgelerin bedelinin ödenmesi şartıyla ithalatçıya, vesaiki teslim etmesidir. Vesaik mukabili ödeme şeklinde bankalar, ödemenin yapılmasını taahhüt etmemekle birlikte, ödeme yapılmadan önce malın gümrükten çekilebilmesi için gerekli olan vesaiki ithalatçıya teslim etmedikleri için ihracatçı açısından güvenilir olmaktadır. 5. Kabul Kredili Ödeme: İthalatçı firmanın malı teslim aldıktan sonra, satıcı ile anlaştıkları ve poliçe üzerinde belirtilen bir tarihte ödeme yapmasını içeren bir dış ödeme yöntemidir. Kabul kredili ödemede taraflara bankalar aracılık ederler ve bunun için komisyon alırlar. 6. Karşı ticaret: Ödeme için yeterli dövizi olmayan, fakat satmak istediği malı olan ülkelerin çoğu kez başvurduğu bir yoldur. Karşı ticaret daha çok finansman zorluklarının yaşandığı ülkelere yönelik ihracatta gündeme gelmektedir. Karşı ticaret türlerini takas, özel takas, clearing, dengeleme ve karşı alım olarak sayabiliriz.7. Konsinye ihracat: Kesin satışı daha sonra yapılmak üzere dış alıcılara, komisyonculara, ihracatçının yurt dışındaki şube temsilciliklerine mal gönderilmesi şeklinde yapılan ihracat şeklidir. Satılmak üzere gönderilen malları teslim alan ilgili kişi veya kuruluşlar malı rayiç değerinden satar, komisyon vb. giderleri satış gelirinden düşer ve kalan tutarı yetkili banka aracılığıyla döviz cinsinden ihracatçıya yollar.

Alıcı Firmanın Güvenilir Olup Olmadığı ?

Bir firmayla çalışmaya başlamadan önce dikkat edeceğiniz noktalar; profil bilgileri, ortaklık yapısı, faaliyetleri, sektördeki yeri, mali yapısı, bankalarla ilişkisi, borç/alacak ilişkisi, ticari moralitesi ve elbette kredibilitesi olmalı. İş yapacağınız firmanın daha önce Türkiye’de iş yaptığı başka firmalar olup olmadığını araştırarak işe başlayabilirsiniz ama bu işin en kısa ve en sağlıklı yöntemi ya ihracat faktoringi yapmak ya da Türk Eximbank’ın İhracat Kredi Sigortası programına dahil olmaktır. Her iki yöntemde de bütün bu araştırmaları sizin adınıza factoring firması ya da Türk Eximbank yapar, siz de kendinizi daha güvence altında hissederseniz.

21 Eylül 2007 Cuma

Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası

Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Programı, ihracatçıların kısa vadeli satışlarına ilişkin ihracat bedellerini ticari ve politik risklere karşı garanti altına alan bir sistem. Amacı hem ihracatı teşvik etmek, hem de yönlendirmek olan bu sigorta, ihracatı belirli limitler altında teminat altına alıyor. Diğer yandan da poliçenin teminat olarak gösterilebilmesi ticari bankalardan ihracat kredisi alımını kolaylaştırıyor. Bu program çerçevesinde, Türk Eximbank tarafından kapsama alınan ülkelerdeki çeşitli alıcılara yapılacak tüm sevkıyatlar 360 güne kadar sigortalanıyor. Sigorta sözleşmesinin süresi ise bir yıl. Ticari ve politik risklerden kaynaklanan zararların en fazla yüzde 90’ı Türk Eximbank tarafından karşılanıyor. İhracat Kredi Sigortası’ndan yararlanmak için başvurunuzu Türk Eximbank’a yapmanız gerekiyor. Bu sigortanın ihracatçıya maliyetine gelince, firmanın her poliçe döneminde ödemesi gereken bir ‘Poliçe Tanzim Ücreti’ bulunuyor. Her poliçe döneminde bir defaya mahsus ödenen bu tutar, firmaların yasal statüsüne göre değişiyor. Bunun dışında bir de ‘Sigorta Primi’ ödemeniz gerekiyor. Prim oranları alıcının yerleşik olduğu ülkenin risk grubuna, sevkıyatın ödeme şekline ve vadesine, alıcının özel ya da kamu alıcısı olup olmadığına göre değişiyor. Ülkenin veya ödeme şeklinin riski arttıkça ya da sevkıyatın vadesi uzadıkça prim oranları yükseliyor. Eğer banka garantiniz varsa ya da gayrikabili rücu akreditif şartı olmayan bir ülkeye ihracat yapıyorsanız yüzde 50’lik bir indirimden yararlanmanız söz konusu.

Nakliye İçin Düzenlenen Belgeler Nelerdir?

Örneğin deniz yolu taşımacılığında kullanılan belgeleri doğru konşimento, kirli konşimento, sundurma, aktarma konşimentosu, manifesto, navlun mukavelesi ve yükleme ordinosu olarak sayabiliriz. CIV ve CIM belgeleri demir yolu taşımacılığında kullanılırken havayolu taşımacılığında ise hava yolu faturası (AWB) kullanılır. Ayrıca karayolu taşımacılığında kullanılan belgelerin birçoğu ihracat işlemleri için gerekli belgeler ile benzerlik göstermekte olup bu belgelere ek olarak Karayolu taşıma senedi, Tır karnesi, taşıma senedi ve karayolu manifestosu gerekmektedir.

Mal Teslimatı Kaç Şekilde Yapılabilir?

Ticari İşletmede Teslim/Ex Works (EXW): ‘Ex works’; satıcının malları işletmesinde (fabrika, depo vs.) alıcı emrine hazır tutmakla teslim yükümlülüğünü yerine getirdiği anlamına geliyor. Satıcı, aksi kararlaştırılmadıkça malın alıcı tarafından sağlanan bir araca yüklenmesinden ya da malların ihraç gümrüğünden geçirilmesinden sorumlu değildir. Alıcı bu noktadan itibaren varış yerine değin, malın taşınması ile ilgili tüm gider ve risklerin yükümlülüğünü taşır. Bu terim tüm satış şekilleri içinde satıcı için en az yükümlülüğü ihtiva eden bir satış şeklidir. Bu teslim şeklinde sözleşmede belirtilen satış bedeline yalnızca ambalajlanmış mal bedeli dahildir. Yani teslim tarihinden itibaren her türlü nakliye, yükleme, boşaltma ve sigorta masrafları alıcı tarafından ödenir. Taşıyıcıya Teslim/Free Carrier (FCA): Bu terim ile satıcının teslim yükümlülüğü, malların ihraç gümrüğünden geçirilip, alıcı tarafından belirlenen taşıyıcıya, belirlenen yer ya da noktada teslimi ile son buluyor. Eğer alıcı tarafından kesin bir teslim yeri belirtilmemişse, satıcı taşıyanın malları teslim alacağı yer civarında bir yer belirleyebilir. Ticari uygulamalar taşıyıcı ile sözleşme yapılabilmesi için satısının yardımını gerektirirse (Örneğin demir ve hava yolu taşımacılığında) satıcı riziko ve masraflar alıcıya ait olmak üzere hareket edebilir. Gemi Doğrultusunda Teslim/Free Alongside Ship (FAS): Bu terim ile, satıcının teslim yükümlülüğü, belirlenen limanda malların gemi doğrultusunda rıhtım veya mavnaya konmasıyla sona erer. Bu da, bu andan itibaren, malla ilgili tüm gider, yitik veya hasar rizikolarının alıcı tarafından üstlenilmesi anlamındadır. Malın yükleme, boşaltma, nakliye ve sigorta masrafları alıcı tarafından ödenir. FAS'da sözleşmede belirtilen satış bedeline hem mal bedeli, hem de rıhtıma kadar yapılan nakliye ücreti dahildir. Bu terim, alıcının ihraç için malları gümrükten çekmesi gerektiğini belirtir. Alıcı doğrudan ya da dolaylı olarak ihraç işlemlerini yerine getirmeyecekse kullanılmamalıdır. Gemi Bordasında Teslim/Free on Board (FOB): Bu terim ile, satıcının teslim yükümlülüğü belirlenen yükleme limanında gemi küpeştesini açtığı andan itibaren yerine getirilmiş olur. Mallarla ilgili tüm gider yitik veya hasar rizikoları bu noktadan itibaren alıcı tarafından üstlenilir. Eğer gemi küpeştesi pratikte birşey ifade etmiyorsa (örneğin roll-on/roll-off veya konteynır taşımacılığında olduğu gibi) FCA teriminin kullanılması daha doğru olur. Mal Bedeli veya Navlun/Cost and freight (CFR): Bu terim ile satıcı belirlenen varış limanına malı gönderebilmek için gerekli tüm giderleri ve navlunu ödemek zorunda. Ancak malla ilgili yitik bir hasar rizikoları ile giderlerde görülebilecek artış, yükleme limanında malların gemi küpeştesini geçmesi anından itibaren satıcıdan alıcıya devredilmiş oluyor. CFR terimi satıcının ihraç için malları gümrükten geçirmesi gerektiğini belirtiyor. Mal Bedeli, Sigorta ve Navlun/ Cost, Insurance and Freight (CIF): Bu terim ile satıcı CFR'deki yükümlülüklerine aynen sahiptir. Ancak ek olarak, malların taşınması sırasında yitik veya hasar rizikosuna karşı deniz sigortası temin etmek durumundadır. Satıcı sigorta sözleşmesini yapar ve sigorta primini öder. Alıcı bu terim ile satıcının sigortada sadece minimum kuvertür temin etme yükümlülüğü bulunduğunu bilmelidir. Bu terim satıcının ihraç için malları gümrükten geçirmesi gerektiğini belirtir. Yalnızca deniz ve iç su taşımacılığında kullanılır. Eğer gemi küpeştesi pratikte birşey ifade etmiyorsa CIP terimini kullanmak daha uygun olur. Taşıma Ücreti Ödenmiş Olarak Teslim/Carriage Paid to (CPT): Bu terim, satıcının, malın kararlaştırılan varış yerine kadar taşınması için gerekli navlunu ödediği anlamına gelir. Malın yitik ve hasarına ait rizikolarla birlikte taşıyıcıya teslimden itibaren doğabilecek ek masraflar, malların taşıyıcının nezaretine verilmesinden itibaren satıcıdan alıcıya geçer. Taşıyıcı bir taşıma sözleşmesinde demir, kara, deniz, hava, içsu taşımacılığı ya da bunların birleşmesi sonucu ortaya çıkan taşımacılık işlemini üstlenen kimsedir. Taşıma Ücreti ve Sigorta Ödenmiş Olarak Teslim/Carriage and Insurance Paid to (CIP): Bu terim ile satıcı CPT'deki yükümlülüklerine aynen sahiptir. Ancak ek olarak malların taşınması sırasında yitik veya hasar rizikosuna arşı kargo sigortası temin etmek durumundadır. Satıcı sigorta sözleşmesini yapar ve sigorta primini öder. Sınırda Teslim/Delivered at Frontier (DAF): Bu terim satıcının teslim yükümlülüğünün, malların ihraç için gümrükten geçirilip, sınırda belirlenen yer yada noktada ancak bitişik ülkenin gümrük sınırından önce emre hazır tutulmasıyla sona ermesini ifade eder. Sınır terimi, ihraç ülkesinin sınırı da dahil olmak üzere herhangi bir sınır için kullanılabilir. Dolayısıyla, terimin içinde sözkonusu sınırın her zaman nokta ya da yer belirtilerek kesin şekilde tanımlanmış olması hayati önem taşır. Gemide Teslim/Delivered x Ship (DES): Bu terim ile satıcının teslim yükümlülüğü, malı belirlenen varış limanında, gemi bordasında, ithal gümrüğünden geçirmeden alıcının emrine hazır tutmakla sona erer. Satıcı, malların belirlenen varış limanına getirilmesi için gereken tüm gider ve rizikoları üstlenir. Bu terim sadece deniz veya içsu taşımacılığı için kullanılabilir. Rıhtımda Teslim (Gümrük Vergi ve Harçları Ödenmiş Olarak/Delivered ex Quay (DEQ): Bu terim ile satıcının teslim yükümlülüğü, malları belirlenen varış limanında ithal gümrüğünden geçirilmiş olarak, rıhtım üzerinde alıcı emrine hazır tutmakla sona erer. Satıcı, malların o noktaya kadar taşınmasıyla ilgili vergi, resim ve diğer harçlarda dahil olmak üzere tüm riziko ve giderleri üstlenir. Bu terim satıcı dolaylı ya da dolaysız yoldan ithal lisansı sağlayamayacaksa kullanılmamalıdır. Eğer taraflar malların alıcı tarafından gümrükten geçirilmesi ve gümrük vergilerinin ödenmesini istiyorlarsa ‘dutiy paid’ yerine ‘duty unpaid’ terimini kullanmalıdır. Eğer taraflar satıcının yükümlülükleri arasından malların ithali için ödenecek bir takım giderleri çıkarmak istiyorlarsa (KDV gibi) bunu, bu etkiyi yaratacak sözcükler ekleyerek kesinleştirmelidirler. Gümrük Resmi Ödenmemiş Olarak Teslim/Delivered Duty Unpaid (DDU): Bu terim ile satıcının teslim yükümlülüğü, malların ithal ülkesinde, belirlenen yerde emre hazır tutulması ile sona erer. Satıcı, malların o noktaya kadar taşınması ve gümrük formalitelerinin yerine getirilmesi ile ilgili riziko ve giderleri üstlenmek durumundadır (İthalat için ödenmesi gereken vergi resim ve harçlar hariç). Alıcı malların zamanında ithal için gümrükten çekilmemesinden kaynaklanan ek gider ve rizikoları üstlenmek durumundadır. Eğer taraflar satıcının gümrük formalitelerini yerine getirip bundan doğabilecek gider ve rizikoları üstlenmesini istiyorlarsa bunu, bu etkiyi yaratacak sözcükler ekleyerek kesinleştirmelidirler. Eğer taraflar satıcının yükümlülüklerine malların ithali için gerekli bazı giderleri eklemek istiyorlarsa (KDV gibi) bunu, bu etkiyi yaratacak sözcükler ekleyerek kesinleştirmelidirler. Bu terim taşıma şeklinden bağımsız olarak kullanılabilir. Gümrük Resmi Ödenmiş Olarak Teslim/Delivered Duty Paid (DDP): Bu terim ile satıcının teslim yükümlülüğü, malların ithal ülkesinde belirlenen yerde emre hazır tutulması ile sona erer. Satıcı, malların o noktaya kadar taşınması, ithal gümrüğünden geçirilmesi için gerekli vergi, resim ve diğer harçlar dahil olmak üzere riziko ve giderleri üstlenmek durumundadır. EXW terimi satıcı için ne kadar az yükümlülük ifade ediyorsa, DDP terimi de o kadar çok yükümlülük ifade eder.

Ticari Anlaşmazlıkların Çözüm Yolları

Alıcının ödeme yapmayı reddetmesi ihtimali halinde tedbir olarak Akreditif yöntemi kullanılabilir. Bu yönteme göre mallar yola çıktıktan ve bankaya gerekli belgeler verildikten sonra ödeme yapılır. Alıcının malların kalitesine itiraz etmesi durumuna hazırlık olarak ise ihracatçı malları yüklemeden önce bir kalite belgesi alınarak bu sorun ortadan kaldırabilir. Ayrıca ticari anlaşmazlıkları yargı yoluna giderek de çözebilirsiniz. Ancak böyle bir durumda sözleşmede hangi ülke hukukunun uygulanacağını belirten bir madde olmalıdır. Eğer sözleşmede hangi ülke hukukunun uygulanacağı belirtilmediyse, borcun ödeneceği yerin hukuku veya bu yerin tespit edilemediği durumlarda sözleşmenin en yakın iletişimde bulunduğu yerin hukuku uygulanır. Bunun dışında taraflar ortaya çıkacak anlaşmazlığı uluslararası tahkim yoluyla çözmeye karar verebilirler. Tahkim yönteminde taraflar, aralarında çıkan anlaşmazlıkları çözmek için kendi tercihleriyle belirledikleri bir veya birkaç kişiye danışırlar.

Bayilik/Distribütörlük Anlaşması Nasıl Yapılır?

-İki kuruluş arasındaki ilişkiyi tanımlamak -Bu ilişkiyi hukuki temellere oturtmak, -Ticari hedefleri ve çalışma şekillerini belirlemek, -Çıkabilecek anlaşmazlıkların nasıl çözümlenebileceğini göstermek.
Distribütörlük anlaşmasının niteliği distribütörlüğün kapsamına göre değişir. Örneğin, distribütör ihracatçı adına satış yapacaksa başka, kendi adına mal stoklayıp satış yapacaksa başka tür anlaşma hazırlanır. Her iki anlaşma da şu ana konuları kapsamalıdır:
Anlaşmanın Tanımı: Anlaşmaların başında bunun bir ticari bayilik kontratı olduğu belirtilmeli.
Taraflar: Tarafların kimler olduğu, hangi hüviyeti (kişisel, firma ortağı, firma memuru vb. olarak) anlaşmayı imzalayacakları ve buna yetkili oldukları belirlenmeli. İsimler, adresler, unvanlar, şirket türleri (anonim, kolektif, v.b. gibi) kuruluş tarihleri, sicil numaraları tam ve doğru olarak belirtilmeli. Distribütörlüğün başka bir firma veya kişiye devir edilip edilmeyeceği ve devir koşulları açıklanmalı.
Ana metin: Eğer kontrat iki dilde kaleme alınmışsa bir anlaşmazlık durumunda hangi metnin esas alınacağı belirtilmeli.
Başlangıç ve bitiş tarihleri: Taraflar ayrı ülkelerde olduklarından anlaşma değişik tarihlerde imzalanabilir. Dolayısıyla yürürlüğe gireceği tarih belirtilmelidir. Anlaşmanın normal süresi, yenilenme koşulları ve tarihleri birlikte feshi için gerekli bildirim süreleri ve fesih nedenleri açıklıkla gösterilmeli.
Ürünler: Kapsamına giren ürünler tanımları ve markaları ile anlaşmaya sokulmalı, gerekirse kullanılışı ve satış biçimleri anlatılmalı. İhracatçı, ürünlerini tümü için aynı kuruluşa distribütörlük vermek istemeyebilir. O durumda distribütörlüğün ihracatçının tüm ürünlerine değil, belirli ürünlere özgü olduğu belirtilmeli.
İhracatçının çıkaracağı yeni ürünleri pazarlamaya distribütörün hakkı olup olmadığı, onun benzeri ürünleri pazarlamakta serbest mi olduğu da açıklanmalı.
Distribütörlük Bölgesi: Distribütörün çalışmaya yetkili olduğu ülkeler, ülke veya bir ülke içindeki bölgeler anlaşmada tanımlanmalı. Distribütörün kendi adına alacağı malın üçüncü bir ülkeye doğrudan veya dolaylı yollarla yeniden ihracı (reexport) yasaklanacaksa bu da açıkça belirtilmeli.
Distribütörün bölgesinde tek yetkili olup olmayacağı anlaşmada gösterilmelidir. İhracatçı gerektiğinde o bölgede kendisi de bazı müşterilere doğrudan satış yapmak istiyorsa veya aynı bölgede birden fazla kişiye distribütörlük verecekse anlaşmayı ‘exclusivity’ ilkesine göre yapmamalı, distribütör kendisinin tüm satışlar için tek yetkili merci olmadığını bilmeli. Ayrıca, kendi kanalından geçmeyen, ancak bölgesinde yapılan satışlardan distribütörün komisyon alıp almayacağı da belirtilmeli.
Distribütörün satış yapmakla yükümlü olduğu müşteri kategorileri de saptanmalıdır. Örneğin, sadece toptancılara mı yoksa perakende noktalarına mı gidilecektir? Süpermarket zincirleri hangi kategoriye girer? Bu tür sorular anlaşmada yanıtlanmalı.
İhracatçı firmanın hak ve yükümlülükleri ile ilgili şu konular da anlaşma kapsamına alınmalı:
Firma distribütörden gelen siparişleri belirli bir süre içinde göndermeli, göndermeyecekse hızla distribütöre bunu bildirmeli, mümkünse nedenini de belirtmeli.
Firma, fiyatları, ürünleri pazarlama plan ve politikası ile ilgili ayrıntı ve değişikliklerden distribütörü en kısa sürede haberdar etmeli.
Eğer firma ileride o bölgede fabrika kurmak veya lisans vermek yoluyla üretime geçmeyi planlıyorsa, böyle bir durumda distribütörün rolünün ne olacağı açıklanmalı.
Firma, distribütörüne tanıdığı yetkilerin korunması için kendisinin de çaba göstereceğini kabul etmeli. Başka bölgelerde uygulayacağı satış politikalarının distribütörünü etkilememesi için özen göstermek, mallarının taklitlerine karşı mücadele etmek gibi yöntemlerle firma distribütörü koruyacaktır.
Reklam ve satış promosyonu: Yapılacak reklam ve satış promosyonu çalışmalarının niteliği ve niceliği, masraflarının hangi ölçüde paylaşılacağı, kararların nasıl alınacağı, üretilen reklam ve promosyon gerecinin mülkiyetinin kime ait olacağı, yapacağı reklam harcamaları nedeniyle distribütörün firmanın markaları üzerinde hak sahibi olup olmayacağı anlaşmada açıkça gösterilmeli.
Satış ve sevkıyat giderlerinin kim tarafından karşılanacağı da belirtilmeli. Distribütörün hak ve yükümlülükleri de ayrıntılı olarak gösterilmelidir:
Distribütör, temsil ettiği firmanın çıkarlarını tüm olarak koruyacağını kabullenmelidir. Örneğin, mali çıkarlarını koruyabilmek için firma ürünleri ile ilgili tahsilatını ayrı bir banka hesabında toplayabilir. Bir iflas durumunda firma bu şekilde rizikosunu azaltmış olur.
Distribütör, firma adına kontrat yapma hakkına sahipse bunun boyutları belirtilmeli.
Firmanın önerdiği satış ve diğer koşullarla distribütörün bulunduğu ülkenin yasa, mevzuat ve töreleri arasında çelişki olduğu zaman ne yapılacağı saptanmalı.
Firma, distribütörünü özellikle kendi ürünleri ile ilgili rekabet yaratabilecek ürünleri satmaktan yasaklamak istiyorsa bunu anlaşmaya koymalıdır. Bu sınırlamanın anlaşmanın bitiminden sonra belirli bir süre daha devamı da istenebilir. Firma, distribütörün yeni mümessillikler almadan rekabet olasılığı açısından kendi onayını almasını isteyebilir.
Distribütörün ürünleri kendi adına mı, müşterinin adına mı satın alacağı belirlenmeli, kendi adına alacaksa alış ve satış fiyatları saptanmalı.
Eğer distribütör konsinye (emanet stok) bulunduracaksa bu malların hangi koşullarla distribütöre gönderileceği, geri alınacağı, satış ve ödemesinin nasıl yapılacağı ve sigortasını kimin yükleneceği anlaşmada bulunmalı.
Satış sonrası servis ve yedek parçanın müşteriye nasıl sağlanacağı ve tahsilatının ne şekilde yapılacağı, özellikle servis gelirinin nasıl paylaşılacağı açıklanmalı.
Distribütör, firmaya piyasa ile ilgili ticari ve mali bilgileri, önemli olay, karar ve değişiklikleri iletmeli.
Distribütör, bölgesi içinde satışlarını arttırmak amacıyla maliyeti kendisine ait olmak üzere alt bayilikler kurma hakkına sahip olacaksa anlaşmada bu gösterilmeli.
Distribütör, firmanın marka, patent, reklam gereci gibi temel kaynaklarını taklit ve haksız rekabete karşı korumayı üstlenmeli, böyle durumlardan firmayı hemen haberdar etmeli, firmanın kendisini korumasına yardımcı olmalı. Genellikle marka ve patentlerin tescili piyasaya girmeden önce firma tarafından yaptırılmalı. Firma, distribütörlüğünü yaptığı için ürünlerinin marka ve patentleri üzerinde distribütörünün hiçbir zaman hak iddia etmeyeceğini muhakkak anlaşmaya koydurmalı.
Alacakların tahsilatının nasıl yapılacağı, tahsil edilemeyen alacaklardan kimin sorumlu olacağı kararlaştırılmalı.
‘Del credere’ esasına göre çalışacaksa garanti miktarını, distribütörün sorumluluklarını, tahsilat şeklini ve diğer koşulları kontratta belirtmek gerekir. (Del credere esasına göre çalışan distribütör, bir ihracat işlemindeki kredi riskini tamamen veya kısmen karşılar. Dolayısıyla ihracatçıya alacağının tamamı veya bir kısmını ödemeyi garanti eder. Bunun karşılığı olarak normal satış komisyonuna ek olarak bir ‘del credere’ komisyonu alır)
Kontratta distribütörün belli bir sürede gerçekleştirmeyi garanti ettiği asgari bir satış miktarı gösterilebilir. Bu durumda hedefin gerçekleşmemesi halinde uygulanacak yaptırımlar ve gerçekleşmeme nedeni olarak kabul edilecek koşullar da belirtilmeli.
Komisyon: Distribütörün alacağı komisyonun hesaplanış şekli ve oranı açıkça belirtilmeli. Komisyon, distribütöre çıkartılan faturanın brütü veya neti üzerinden olabilir. Eğer net esas alınacaksa brüt toplamdan çıkarılacak sigorta, taşıma, gümrük gibi kalemler sıralanmalı. Anlaşmada, kendisinden geçmeden doğrudan firmaya verilen siparişlerinden distribütörünün komisyon alıp almayacağı belirtilmelidir.
Aynı şekilde, kendi organize ettiği ama bölgesi dışında gerçekleşen satışlardan distribütörün alacağı komisyon ne olacak? Fiyat indirimi, siparişin iptali, malın gümrükten çekilmemesi veya yolda yitirilmesi gibi durumlarda distribütör komisyonu nasıl değişecektir?
Bu gibi sorular ile birlikte komisyonun hangi para biriminde, nereye, ne zaman ve nasıl ödeneceği anlaşmada yanıtlanmalıdır.
Kontratın Süresi, Bitimi ve Feshi: Kontrat süreli veya süresiz olabilir. Eğer süresizse tarafların nasıl feshedebilecekleri anlatılmalıdır. Anlaşmayı otomatik olarak geçersiz kılacak iflas, şirketin satışı gibi olaylar varsa, açıklanmalıdır. Taraflar şirket değil de kişi ise ölüm halinde ne olacağı kararlaştırılmalıdır.
Kontratın bitiminden sonra distribütörün elindeki stokların, varsa marka tescillerinin, ithal izinlerinin ve benzeri gereç ve hakların ne olacağı da anlaşmaya konmalıdır. Eğer kontratın feshi nedeniyle taraflara tazminat ödenmesi sözkonusu ise koşulları gösterilmelidir.Yasal merciler: Anlaşmazlık durumunda hakemlik yoluna mı gidileceği, yoksa yasal işlemler mi yapılacağı ve kontratın hangi ülkelerin yasalarına göre işlem göreceği belirlenmeli. Genellikle hakeme gitmek, yasal yollardan anlaşmazlığa çözüm getirmekten daha hızlı ve az masraflı bir yöntemdir. Bu yöntemleri seçen taraflar anlaşmazlık konularını ticaret odasının seçeceği hakem heyetine götürmeyi ve onun kararını uygulamayı peşinen anlaşmada belirtmeli. İstanbul Ticaret Odası da bu konuda üyelerine hakemlik hizmeti götürmektedir. Hakem kararları sonra mahkeme kararı ile yasallık kazanmaktadır.
Genel madde: Taraflar kontrata, aralarında gizli veya açık başka bir anlaşma olmadığını ve ilişkilerinin tümünün mevcut anlaşma kapsamına girdiğini belirten bir ‘genel madde’ koymalıdır. Bu ileride taraflardan birinden kaynaklanabilecek anlaşma dışı isteklere engel olacaktır. Distribütörlük seçimi ve anlaşmasıyla ilgili daha ayrıntılı bilgi elde etmek için İGEME’nin ‘Yurtdışında Bir Acente veya Dağıtımcı İle Anlaşabilirsiniz’ başlıklı yayınından da yararlanabilirsiniz.
Kaynak: Uluslararası Pazarlama-Cem Kozluİş Bankası Kültür Yayınları

Yabancı Bir Ülkede Bayi/Distribütör Nasıl Bulunur?

Yurtdışındaki ticaret ataşeliklerimizin elinde Türkiye ve Türk ürünleri ile ilgilenen firmaların listesi olabileceği gibi gerekirse o ülkedeki ticaret odası, ithalatçı birlikleri ve benzeri kuruluşlarla temas edip ilgilenenlerin ihracatçı firma ile ilişki kurmasını sağlayabilirler.
Hedef alınan ülkenin ticaret odası ve bağlı kuruluşları ile doğrudan temas edip üyelerinden ilgilenenler soruşturulabilir. Ayrıca, firma distribütör aradığının ilanını isteyebilir. Çeşitli ticaret odaları hakkında bilgi UNCTAD/GATT’ın yayınladığı World Directory of Industry and Trade Associations (Dünya Sanayi ve Ticaret Birlikleri Rehberi) ve Paris’teki Uluslararası Ticaret Odası’nın bastığı World Yearbook of Chambers of Commerce (Ticaret Odaları Dünya Yıllığı)’den elde edilebilir.
Ülkeye ihracat yapan diğer Türk firmaları eğer ürünleri arasında rekabet yoksa yeni ihracatçıya kendi distribütörleri hakkında bilgi verip onları önerebilirler.
Ticari bankaların yurtdışında şubeleri olanları ve Türkiye’de örgütü olan yabancı bankalar ihracatçıya distribütör olabilecek kuruluşların adlarını verebilirler.
Uluslararası pazarda veya hedef ülkede faaliyet gösteren taşımacılık, sigorta ve reklam firmaları da muhtemel distribütörleri bilebilirler.
İhracatın yapılması planlanan ülkedeki ticaret fuarlarında da muhtemel distribütörlerle tanışmak olanağı doğabilir.
Ürünle ilgili ticari yayınlarda basılacak ilanlar da distribütör bulunmasına yardımcı olabilir. Çeşitli ülkelerin ticaret rehberlerinden de bayi adayları saptanabilir.
Bu rehberlerin ayrıntıları şu yayından elde edilebilir:
Trade Directories of the World
(Dünya Ticaret Rehberleri)
Croner Publications
211/03 Jamaica Avenue, Queens Village
New York, NY 11428, USA
Distribütör adaylarının listesi hazırlandıktan sonra onlarla mektupla ilişki kurulmalı ve firma, ihraç edilecek ürün, firmanın önerdiği çalışma koşulları, fiyat sınırları ayrıntılı bir şekilde anlatılmalıdır. Gönderilecek fotoğraf, broşür ve örnekler de adayların firma hakkında bir yargıya varmasını kolaylaştırır. İlişki kurulan adaylardan olumlu yanıt verenler arasından, distribütör seçmeden önce bunları bir elemeye tabi tutmak ve çeşitli ayrıntıları onlardan istemek gerekir. Son kararı almadan, finale kalan adaylarla ülkelerinde görüşmek yararlı olur. Adaylarda şu üç ‘K’ değerlendirilmelidir:
Karakter
Kapital
Kapasite
İncelenen adayın sermayesi ve kredi olanakları, örgütünün kapsamı ve gücü, piyasadaki ismi, referansları ve çevresi araştırılmalı, ayrıca şu konular incelenmelidir:
İş deneyiminin süresi,
Son yıllardaki büyüme hızı,
Satış personelinin sayısı, deneyimi,
Kaç yıldır firmada oldukları,
Satış bayileri, bayiliğini yaptığı diğer firmalar,
Sattığı diğer ürünler,
Borçları ve alacakları
Mektupla yetinmeyip distribütör adayı ile görüşme yapmanın bir yararı da yazıhanesini, depo ve taşıtlarını incelemeye, yanında çalışanlarla kısa da olsa konuşmaya, onunla birlikte müşteri ziyareti yapmaya olanak vermesi... Kendisine mutlaka, ürünü ne miktarlarda, hangi tür müşterilere ve nasıl satacağını sormalı, alınan yanıtlar da inandırıcı olmalıdır. Distribütörlüğü alabilmek için gerçekçi olmayan vaatlerde bulunan kişi ve firmalardan uzak durulmalıdır.
İhracatçı firma, eski ve büyük bir kuruluşla, ufak ama dinamik ve hızla büyüyen bir diğeri arasında distribütör seçimi yapmak zorunda kalabilir. Büyük distribütörün elinde bir çok mümessillikler/temsilcilikler olduğundan, hele işin başlangıcındaki hacmi ufaksa, yeni bir işin üzerine gerektiği kadar eğilmeyebilir. Ufak ve yeni kurulmuş distribütörden daha fazla çaba beklenebilir. Ancak o da deneyimsizlik nedeniyle verimsiz kalabilir. Demek ki, her iki unsur aynı distribütör adayında yoksa ihracatçı firma isim yapmış distribütör adayı ile heyecanlı aday arasında bir seçim yapacaktır. Firma bu seçimini ürününe göre yapmalı: Pazarlanacak ürün teknik bir ürünse ve geniş bir kadro gerektiriyorsa, piyasada isim yapmış büyük kuruluş distribütör seçilebilir. Ürünü satmak için özel olanaklar değil, ancak heyecan ve çaba gerekiyorsa daha yeni ve kendisini kanıtlamak durumunda olan aday seçilebilir.
Adaylar da distribütörlüğünü yapacakları firmayı tanımak isteyeceklerinden ihracatçı görüşmelerde firmasını ve ürünlerini tanıtmalı ve satmalıdır. Firmanın kapasitesi, üretim teknolojisi, yönetici kadrosu, mali olanakları, diğer müşterileri, ürün özellikleri distribütör adayının merak ettiği konulardır. İhracatçı yazılı olarak ve cazip biçimde bu bilgileri aktarmalıdır ki, karşı kuruluş kendisinin distribütörlüğünü yapmak istesin.
Görüşmeler sonucu distribütörlük için bir firma seçilip, o da bunu kabul ettikten sonra sıra, ihracatçı ile onun dış ülkelerde malının pazarlanmasına yardımcı olacak distribütör arasındaki ilişkileri tanımlayan bayilik/distribütörlük anlaşmasının hazırlanıp imzalanmasına gelir.
Kaynak: Uluslararası Pazarlama-Cem Kozluİş Bankası Kültür Yayınları Bayii

Yeni İhracata Başlayacak Olanların Sakınması...

Yeni İhracata Başlayacak Olanların Sakınması Gereken 15 Hata
1- İhracata Başlamadan Önce Nitelikli Bir İhracat Danışmanlığı Almamak, Ana İhracat Stratejisini Ve Pazarlama Planını GeliştirmemekBaşarılı olmak için öncelikle, gireceğiniz Pazardaki amaçlar, hedefler ve karşılaşılacak zorlukların net bir şekilde belirlenmiş olması gerekir.
Firmaların çoğunda ihracat deneyimi olan personel bulunmadığı için bu konuda dış destek alınması en doğrusudur. Bu dış desteği alabileceğiniz kamu kurumları ve de tam bir profesyonellik içerisinde çalışan İhracat Yönetim Şirketleri bulunmaktadır. Bu firmalardan mutlaka destek alınmalıdır ve şu hiçbir zaman unutulmamalıdır: Aslında size çok büyük şeyler kazandıracak ve riskinizi en aza indirecek bu tür firmalara yapacağınız küçük ödemeler, sizi sonradan çok pahalıya mal olacak yanlışlar yapmaktan kurtaracaktır. Dünyadaki tüm başarılı firmalar bu tür destek firmalarıyla çalışırlar, dolayısıyla onları bir aracı gibi değil, iharacat operasyonlarınızda bir ortak gibi görmelisiniz.
2- Başlangıçtaki Zorlukları Ve Maddi Gereklilikleri Aşmada Üst Yönetimin Yetersiz DesteğiYurt dışındaki bir pazarda varlık sağlayabilmek iç pazardakinden daha fazla zaman gerektirebilir. İç pazarla karşılaştırıldığında uluslararası pazarda sağlam bir yer edinmenin zorlukları ve de uzun zaman alması kimsenin gözünü korkutmamalıdır. Çünkü bu noktada tek düşünülmesi gereken ihracatın uzun dönemli size kazandıracaklarıdır. Çevrenizdeki ihracatını oturtmuş firmalara bir bakın, iç pazardaki durgunluklardan ya da krizlerden etkileniyorlar mı? Doğru yaptığınız taktirde ve oyunu uluslararası kurallara göre oynadığınız sürece ihracat uzun dönemde yaptığınız yatırımın kat kat fazlasını almanızı sağlayacaktır.
3- Yurtdışı Acentaların, Distribütörlerin Veya Temsilcilerin Seçiminde Dikkatli DavranmamakDış pazarlardaki temsilci ya da distribütörünüzü seçmek hayati bir önem taşır. Ülkeler arası iletişim ve iş yapmanın karmaşıklığı, yurt dışındaki temsilcilerinizin yurtiçindekiyle karşılaştırınca daha bağımsız hareket ettiklerini görürsünüz.
Yeni ihracata başlayan bir firmanın geçmişi, tescilli markaları ve söhreti yabancı alıcı açısından bilinmedik olduğu için, yurtdışındaki potansiyel müşteriler dış Pazar temsilcinizin bilinirliğine ve de etkinliğine göre ürün almaktadırlar. Dolayısıyla, yurtdışında sizin için çalışacak bir temsilci seçerken ne kadar etkin çalıştığına ve de dünya çapındaki yaygın dağıtım gücüne çok dikkat etmelisiniz.
4- Bir Veya İki Coğrafi Bölgeye Odaklanıp, Burasını Sağlam Bir Büyüme Yakalayabilmek İçin Temel Olarak Almamak Ve Dünyanın Her Yerinden Gelen Siparişlere Bel BağlamakEğer yurtdışı temsilcilerinizn sizin ürünlerinizi aktiv bir şekilde satmasını bekliyorsanız, bu firmalar iyi bir şekilde ürünlerinizle ilgili eğitilmeli ve desteklenmeli. Bu da bu temsilciyle sürekli iletişim içersinde olmanızı ve neler yaptığını sürekli gözlemlemenizi gerektirir. Bu tür avantajları size sağlayabilecek dünya çapında teşkilatı olan firmalarla çalışırsanız tüm bu işleri çok kolaylaştırmış olur ve ürünlerinize odaklanabilirsiniz. İhracata yeni başlayacaklar çabalarını bir ya da iki bölge yoğunlaştırmalılardır. Ancak bu bölgelerde ciddi ve devam eden bir başarı sağlandıktan sonra yeni pazarlar aranmalıdır.
5- İç Pazarın Yeniden Canlanmasıyla Birlikte İhracat Faaliyetlerinin İhmal EdilmesiBirçok firma iç pazarda kriz veya durgunluk olduğunda yurtdışı pazarlara yönelmeye çalışırken, iç pazarda durumlar düzeldiğinde, yurtdışı pazarlara girmek için yürüttüğü faaliyetleri ihmal ederek ve ikinci sıraya atarak çok büyük bir hata yapıyor. Bu durum hem gerçekleştirilmiş çabalara hem de yurtdışı temsilcilerin motivasyonlarına büyük zarar verir ve iç pazarda yeniden bir durgun olup da dışarıya yönelmeye çalışırsanız işte o zaman size kimse yardım etmeyecektir. İhracat ciddi bir iştir ve hataları çok fazla affetmeyen bir iştir. Kazancı, getirisi çok yüksek olabilir ancak ciddi ve profesyonel çalışmayan firmaların harcı değildir.
6- Uluslararası Pazarlardaki Temsilci, Distribütör Ve Müşterilere İç Pazardakilerle Eşit DavranmamakÇoğu zaman firmalar iç pazardaki reklam, kampanyaları, özel indirimler, satış artırma programları gibi çeşitli tutundurma faaliyetleri yürütürler. Ancak, yurtdışı faaliyetlerde aynı tür faaliyetleri yürütmek istemezler. Bu durum sizin yurtdışı pazarlardaki başarınızı baltalar ve de ihracat yapabilmek için yaptığınız onca emeğin boşa gitmesine neden olur. Yeni pazarlara girerken yüksek kar marjlarından çok ürünün tutundurulması hedeflenmelidir ve dış pazarlarda rekabetin iç pazardakinin onlarca katı daha büyük olduğu unutulmamalıdır.
7- Bir Pazarlama Tekniği Ve Belli Bir Ürünün Bütün Ülkelerde Otomatik Olarak Başarılı Olacağı VarsayımıBütün pazarlar kültür ve gelenek gibi verilebilecek pek çok nedenden dolayı farklılık gösterirler. Eğer Türkiye’de bir ürün çok iyi satıyorsa aynı ürünün aynı yöntemler uygulanarak bütün dış pazarlarda da başarılı olacağı kesinlikle düşünülmemelidir. Belli bir pazarda başarıya ulaşabilmek için mevcut yapılanların tam tersi olabilecek bir radikallikte yöntemlerin uygulanması gerekebilir.
İhracatçı yeterli bir seviyede Pazar araştırması yaparak hangi nitelikte ürünün hangi yollarla pazarlanırsa başarılı olacağını araştırmalı ve en iyi stratejileri belirleyerek doğru yöntemler kullanmalıdır. Bu noktada da dışarıdan bu işi profesyonelce yapan firmalardan destek almak işi büyük ölçüde kolaylaştıracaktır. Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmemelidir.
8- Başka Ülkelerdeki Düzenlemelere Uygun Olacak Ve Kültürel Tercihlere Cevap Verecek Şekilde Ürünü Değiştirmeye Karşı İsteksiz OlmakYurtdışında da içpazarda olduğu gibi müşteri kraldır; ancak yurtdışındaki daha bir kraldır. Bunun temel nedeni de alternatiflerin çok fazla olmasıdır. Yani siz olmazsanız kendi ihtiyaçlarını karşılayabileceği bir rakibinizi mutlaka bulacaktır. Dolayısıyla bu gercek hiçbir zaman unutulmamalıdır.
9- Hizmet, Satış Ve Garanti Mesajlarınızı Yabancı Dillerde Bastırıp Ürüne EklememekYurtdışındaki distribütör ya da temsilcinizin üst yönetimi sizinle ingilizce konuşuyor olabilir ancak her satış personeli ingilizce bilecek diye birşey yoktur. Ürünlerinizin satılabilmesi için etkili bir şekilde sunumunun yapılması gerekir ki bu da ancak yurtdışındaki satış ekibinizin ürünü, hizmeti ve garanti şartlarını çok iyi anlamış olmalarıyla olur. Ürününüzle ilgili potansiyel müşterinize verilebilecek yanlış ve eksik mesajlar para kaybetmenize neden olacaktır.
10- Bir İhracat Yönetim Şirketiyle ÇalışmamakEğer bir firma kendi ihracat departmanını kurma maliyetini karşılayamıyorsa ya da denemiş fakat başaramamışsa, anahtar teslimi ihracat alanında uzman profesyonel olarak çalışan İhracat Yönetim Şirketleriyle işbirliği yoluna gitmelidir. Çoğu durumda bu şekilde bir çalışmayı seçmek, hem maliyeti düşük olduğundan hem de riskleri en aza indirdiğinden bir firmanın kendi ihracat departmanı kurmasından daha akıllıcadır. Bir İhracat Yönetim Şirketinin etkin bir şekilde destek olacağı konular şunlardır:
Pazar araştırması, pazarlama ve tutundurma çalışmaları, satış ve dağıtım. Özellikle de yurtdışı teşkilatı geniş uluslararası bir ihracat yönetim şirketiyle çalışırsanız firmanızı on binlerce dolar harcamaktan kurtaracak ve de size çok ciddi bir zaman kazandıracaktır.
11- Ürün İçin Her An Hizmete Hazır Bir Teknik Servis SağlayamamakDistribütör ve potansiyel müşteriler tamir edilemeyen veya bakımı yapılamayan ürünleri tercih etmeyeceklerdir. İhracatçı, ürünün bakımı ve teknik servisi hakkında yeterli bilgiyi sağlamalıdır.
12- Aracı, Temsilci Ya Da Distribütörlerle Çalışırken "Önce Sat, Sonra Kazan" MantığıBazı üreticiler mallarının satılmasını sağlayıp onlara para kazandıracak aracılarla çalışmaya çalışırken önce sat sonra üzerinden pay al mantığı içerisindedirler. Ancak uluslararası pazarlama ve satış iç pazardaki gibi nisbeten kolay ve tekdüze değildir. Pazarlama ve satış faaliyetleri için mutlaka yapılması gereken ön harcamaları ihracatçı karşılamalıdır ve böylece de uluslararası temsilciliğini yapacak firmayı motive ve teşvik etmelidir. Aksi taktirde firmanın malları temsilcisi için ikincil önemde olacaktır ve temsilci yeterince etkin faaliyet gösteremeyecektir. Özellikle İhracat Yönetim Şirketleri bir ihracatçının dış pazarlardaki gözü, kulağı, eli ve ayağıdır. Bu destek şirketleri dış pazarlarda tutunabilmenin öncelikli koşuludur. Bunun temel nedeni ise sizin firmanızın işi üretmektir ve aynı zamanda işin pazarlamasını da ben yapayım derseniz, iş yükünden dolayı etkili sonuçlar alamazsınız. İşi sadece yurtdışında Pazar bulup ürün satmak olan firmalarla çalışmak size büyük bir zaman kazandıracak ve pahalı yanlışlar yapmanızı önleyecektir. Hele bir de bu firmanın yurtdışında yaygın bir pazarlama ve satış ağı varsa ürünlerinizi çok hızlı bir şekilde tüm dünyaya açabilir. Ancak bu tür firmalarla çalışmak için görüşürken talep ettikleri, ön çalışmalar için harcanacak hizmet bedellerinden kaçmamak bir firmanın kısa ve uzun dönemli avantajına olacaktır. Çünkü bu tür firmalar, size kazandıracakları yanında çok küçük kalan hizmet bedellerini ödemezseniz ya sizle çalışmazlar ya da tamam deyip ürünlerinizi ikinci plana atarlar. Hızlı sonuçlar almak istiyorsanız kaz gelecek yerden tavuk esirgememelisiniz.
13- "Benim Malım Çok İyi, İşine Geliyorsa Al" MantığıYurtdışı pazarlarda rekabet çok yüksektir. Büyük ithalatçılar bir malın nerelerde ve kaç liraya satıldığını çok iyi araştırır ve bilirler. Teklif verirken, görüşme yaparken dünyadaki şartları çok iyi değerlendirmek gerekiyor, iç pazarda geçmişte kazandıran “almak isteyen nasılsa gelir, nasip kısmet” gibi bir mantık çok büyük bir hataya düşürür, en önemlisi de size para kaybettirir. Profesyonel düşünmek ve oyunu kurallarına göre oynamak, ihracatın en önemli birinci kuralıdır.
14- "Önce Peşinatı Ver, Sonra Malın Üretimine Geçeyim" Mantığıİhracat işine giriyorsanız belli risklere katlanmak zorundasınız. Her önününüze çıkan potansiyel müşteriye önce paramı ver sonra malı üretip vereyim derseniz hiç mal satamazsınız. Tabii ki, belli bir güven ortamının oluşması için sizin açısınızdan zaman geçmesi gerekir ve her isteyen için de mal üretilmez ya da o risk alınmaz. İhracat operasyonları bir sürü kötü hikayeyle doludur. Ancak, risklerin en aza indirilmesi için pek çok yöntem bulunmaktadır. Bu yöntemleri öğrenin ve riskleri bu şekilde en aza indirin. Çalışacağınız ihracat yönetim şirketi bu tür bilgileri bilip bilmediğini kontrol edin sizi hep güvence altında tutmasını sağlayın. Bir talebin ya da siparişin ne kadar ciddi olduğunu öğrenmekte, uluslararası bir teşkilata dolayısıyla da Pazar istihbarat sistemine sahip bir ihracat yönetim şirketi size büyük zaman kazandıracak aynı zamanda da para kaybetmenizi önleyecektir.
15- "Ben Büyük Firmayım" Mantığıİç pazarda büyük firma olabilir ve onun kurallarına göre hareket ediyor olabilirsiniz. Ancak dış pazarların çok büyük bir alan olduğunu ve iç pazardakinden onlarca kat fazla değişken ve zorluk olduğunu unutmayın ve her zaman arkanızı, zamanınızı ve paranızı kollayın.
Kaynak: www.ihracatdunyasi.com

13 Eylül 2007 Perşembe

Türkiye'nin Ekonomik ve Sosyal Göstergeleri

Başlıca Ekonomik Göstergeler
Türkiye'nin Ekonomik Göstergeleri
Fiyat - Faiz Hareketleri
Kamu Finansmanı - Mali Sektör
Ödemeler Dengesi
Sosyal Göstergeler

GÖZETİM ŞİRKETLERİ

8/1/1996 tarihli ve 96/7794 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon Rejimi Kararı"nın, 1/12/1997 tarihli ve 97/10308 sayılı Karar ile değişik 2 nci maddesinin ( j )* bendine istinaden, dış ticarette gözetime konu malların kalitesinin, miktarının, döviz kuru ve mali şartlar da dahil olmak üzere fiyatının ve/veya gümrük sınıflandırmasının doğruluğunun saptanması ile ilgili her türlü faaliyette bulunmak üzere, firma ve kuruluşlara statüsü verilmesi, faaliyetlerinin izlenmesi ve denetlenmesine ilişkin hususlar ile bu şirketlerin sorumluluklarına ilişkin uygulamalardan Dış Ticaret Müsteşarlığı yetkilidir.
Uluslararası gözetim şirketleri listesi için tıklayınız (M.S. Word formatındadır).
( j )* Bu Karar"a dayanılarak yapılacak düzenlemelerde öngörülen ve dış ticarete konu mallarla ilgili gözetim faaliyetlerinde bulunacak Uluslararası Gözetim Şirketleri"nin tabi olacakları şartları Sanayi ve Ticaret Bakanlığı"nın görüşünü almak suretiyle tespit etmeye, uluslararası gözetim şirketi statüsü ve faaliyet alanları ile ilgili olarak görev vermeye ve faaliyetlerini denetlemeye, Dış Ticaret Müsteşarlığı yetkilidir.)